• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kayseriogder
Üyelik Girişi
EYYÜHE'L-VELED EY OĞUL
BİR AYET BİR HADİS

“Allah›ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah›ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O›nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini işte böyle açıklar.” (3 Ali İmran103).


 Âlimler üç türlüdür;
1- İlmi, hem kendisine, hem de insanlara faydalı olan,
2- İlmi kendisine faydası olan, insanlara, faydası olmayan,
3- İlmi herkese faydası olan, fakat kendine faydası olmayıp helak olan.(Deylemi)

Site Haritası
NAMAZ VAKTİ

Hava Durumu
Peygamber Efendimizin (sav) eğitim metodu
Cihan Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (sav) Efendimize peygamberlik nübüvveti geldiğinde ilk defa eşi Hz. Hatice validemize bildirmişti.

Hz. Hatice validemiz de, tereddütsüz kabul etmişti.

Yakınlarına ve çevresine bildirme sırası geldiğinde ise, iş öyle kolay değildi.

Efendimiz, çevresine karşı ilk görevini yerine getirirken temkinli ve tedbirli davranması gerekiyordu.

Önce akrabalarını ve çevresindeki dostlarını bir araya toplayıp ikramda bulundu.

Arap geleneğinde böyle karşılıksız ikram alışkanlığı pek yoktu.

Bu ikramlar bir-iki tekrarlandıktan sonra, Efendimiz,  yakın dostlarına bir teklifte bulunur;  “Size çok önemli bir konu anlatsam, beni destekler misiniz?” der.

Davete katılanlardan (bir kişi hariç) hiç biri bir şey demezler.

Yalnız, Hz. Ali; “Ben desteklerim” der.

Efendimiz,  oradaki topluluğa bu teklifini üç defa tekrar eder.

Aynı şekilde hiçbir şey demezler.

Hz. Ali, her seferinde; “Ben desteklerim” sözünü verir.

***

Efendimiz, Peygamberlik nübüvvetini yerine getirmek için bir alt yapı oluşturmaya çalışmıştır.

Bunun için de, önce bir ”program ve metot” uygulamıştır.

Dinle ilgili kendiliğinden hiçbir şey söylememiştir.

Her söylediği söz Allah-ü Teâlâ’nın kendine söylediği sözlerdir.

Bu sözler, bir aileyi, bir grubu, bir kabileyi eğitmek için değil, tüm insanlığı eğitmek için olduğunu göz önünde bulunduracak olursak, kişilere, gruplara hatta devletlere göre ayrı ayrı “metotlar ve programlar” uygulanmak zorundaydı.

Eğitimde esas muhatap “birey”dir. Bireyin ruhsal ve zihinsel yapısı yanında fiziksel yönünü de göz önünde bulundurarak verilecek eğitim, büyük önem taşıyor.

Her şeyden önce vereceğiniz eğitim, “insanın fıtratına” uygun olmalı.

“Pedagojik ve sosyolojik” yönü olmalı. İnsanın “ruhsal ve zihinsel” yapısıyla örtüşmeli.

Bu vasıfların hepsi Efendimiz de fazlasıyla bulunduğundan, getirdiği din, bin dört yüz seneden beri aslını koruyabildi.

Bir eğitimci olarak Efendimiz, güzel konuşmalarıyla,

Karşısındakine değer vermesiyle,

Dolaylı anlatımıyla,

Alçak gönüllülüğüyle,

Karşısındakini dinlemesiyle,

Soru-cevaplarıyla,

Yerine göre susmasını bilmesiyle,

İstişare etmesiyle,

Tebessümlü haliyle,

Açık sözlülüğüyle, tebliğ görevini yerine getirmiştir.

Hayatı boyunca suçlayıcı ve azarlayıcı olmamıştır.

Bıkmadan usanmadan hayatının sonuna kadar insanları eğitmeye çalışmıştır.

***

Peygamberlerin başlıca görevleri, insanlara doğru olan davranışları anlatıp kötülüklerden alıkoymaktır.

Bunu gerçekleştirmek de, eğitimle mümkündür.

İnsanlar, eğitimle yanlışı, doğruyu, dini ve Allah’ı öğrenirler.

Burada önemli olan, eğitim ve öğretimin “nasıl” ve “ne şekilde” olacağı meselesinin bilinmesidir.

Her şeyden önce, Efendimiz çok iyi bir eğitimciydi.

Onun iyi bir eğitimci olmasının kaynağı Allah-u Teâlâ tarafından bizzat eğitilmiş olmasıdır.

Allah-u Teâlâ’nın ilk öğrettiği söz de “oku” emridir.

Efendimiz, yirmi üç senelik Peygamberlik döneminde “İslami tebliğ” etmiş ve insanları da eğitmiştir.

Bu görevini yaparken de hiçbir zaman kendisini beşeri fıtratın dışında tutmamıştır.

“Ben de sizin gibi bir beşerim” derdi.

Ashap kendisini beğenip övdüğünde bunu kabullenmez,”Hıristiyanların, Hz. İsa’yı övdüğü gibi beni övmeyiniz.”

Ben Allah’ın kuluyum. Siz de Allah’ın kulu ve elçisi deyin” diye ikazda bulunurdu.

Bu durum göz önünde bulundurulduğunda, abartılı övgü yapanların bilgisizliği ortaya çıkıyor.

***

Efendimiz, bu hadisiyle peygamberlerin insanlara bilmediklerini öğreten, ahlaki davranışların en iyilerinin kazanılmasına rehberlik eden kimseler olduğunu bildiriyor.

“Dinen doğrudur” diye her konu ve bilgiyi zamanı gelmeden öğretmeye kalkmak yerinde olmaz.

Eğitim ve öğretimde yerli yerinde bir sıralama yapmak, hangi konuyu nasıl bir ölçü içinde verebileceğimizi bilmek her düşüncedeki insanların eğitiminde kullanılması gerekli bir metot olarak tavsiye edilmiştir.

İnsanların akıllarının alacağı kadar konulmasını isteyen Efendimiz, muhataplarının anlayış ve yaş seviyelerini dikkat alarak tebliğini yapıyordu.

Bütün bu anlatılanların tümünü kapsayan çok önemli bir metot şekli olan “sevgi anlayışını,” hayatını her alanında kullanmayı da ihmal etmiyordu.

Efendimize göre sevgi; “kendin için sevdiğini, başkaları için de sevmektir” şeklinde ifade etmiştir.

Mustafa K. Miyasoğlu
Milli Gazete

  
2782 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam50
Toplam Ziyaret113795
ŞUUR SOHBETLERİ


Kayseri ÖĞ-DER' in Ömer ARİF Hoca ile Düzenlediği ŞUUR DERSLERİ  Her Cuma 
Saat 19:00'da.

“Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O’na götürülüp toplanacaksınız.(8 Enfal 24)
“Sizlerden yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan bir fitneden korkup-sakının. Bilin ki, gerçekten Allah, (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.” (8 Enfal 25)

Bir yol buldum öteye

Geçerek gözlerinden

İşte yeni bir dünya

Peygamber sözlerinden

     ERDEM BEYAZIT



GENEL BAŞKAN
REKLAM ALANI




Takvim