• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kayseriogder
Üyelik Girişi
ŞUUR DERSLERİ
BASIN AÇIKLAMALARI
ÖĞ-DER EĞİTİM RAPORLARI
EYYÜHE'L-VELED EY OĞUL
BİR AYET BİR HADİS

“Allah›ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah›ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O›nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini işte böyle açıklar.” (3 Ali İmran103).


 Âlimler üç türlüdür;
1- İlmi, hem kendisine, hem de insanlara faydalı olan,
2- İlmi kendisine faydası olan, insanlara, faydası olmayan,
3- İlmi herkese faydası olan, fakat kendine faydası olmayıp helak olan.(Deylemi)

Site Haritası
NAMAZ VAKTİ

Hava Durumu
BİR DEVRİN EĞİTİM NEFERİ PROF. DR. NECMETTİN ERBAKAN

                  Türk siyasetinde uzunca bir dönem adından söz ettiren merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan birçok yönü ile olduğu gibi ahlaki davranışlarıyla yoğrulmuş özgün eğitim anlayışı ile de yazılmaya ve çizilmeye değer bir şahsiyettir. Onun eğitim anlayışına ve ilgisine geçmeden önce nasıl bir eğitim aldığını anlamak için çocukluğuna kısaca değinmek meselenin köküne inebilmek noktasında yerinde olacaktır.

Necmettin Erbakan 29 Ekim 1926 yılında doğmuştur. Çocukluğu ağır ceza hâkimi olan babasının tayinleri nedeniyle Anadolu’yu gezmekle geçmiştir. O, böylelikle Anadolu’da birçok yer görerek kültürel etkileşime girme şansına sahip olmuştur. Bu da onun çok yönlü bakış açısını olumlu yönde desteklemiştir. Lise ve ortaokul hayatında özellikle öğretici kimliğini ortaya çıkarma çabası içerisinde olduğu anılarında detaylı bir şekilde anlatılmaktadır (Tuna, 2012, 5-6). Örneğin o vakitlerde küçük bir çocuk olmasına rağmen çoğu dersleri sınıf arkadaşlarına profesyonel bir öğretmen gibi öğretme denemeleri yaptığı bilinmektedir. Kendisi de bu durumu hatıralarında şu şekilde açıklamaktadır.

“Tanzimcilik görevi bende 9 yaşından itibaren başlamıştı. Hatta lisenin birinci sınıfındaki çocuklar bile bizim bu kaidelerimizin içinde yürürlerdi. Lisede birçok konuları tanzim ederdik. Sınıflar arası yarışmalarda hep bu görev bize verilirdi. Sınıfın birincisi olmak, sınıfta kendi arkadaşlarına hoca olmak, hocaların takıldığı yerlerin izahını yapmak. Bu durum üniversitenin sonuna kadar devam etmiştir. Üniversitede bazı hocalarımız birtakım denklemleri getirir ispat edemez idi… İzah ederdik… Sonra gider bir yerde gene takılır. Hocalar benim için, gene gelsin derlerdi. Hatta bu hâl üniversitede meşhur olmuştu (Türk&Üstün,1992, 11).”

Necmettin Erbakan’ı her ne kadar bir siyasetçi olarak tanısak da politikaya atılmadan önce çalıştığı üniversitede bir çok talebe yetiştirdiğini bilmekteyiz. Partisi bünyesinde teşkilat kavramı çatısında topladığı her birimi düzenli eğitim çalışmaları ile beslemeye özen göstermiştir. Özellikle sadece bu işleri koordine eden eğitim biriminin dahi olması oldukça anlamlıdır.

Merhum Erbakan yaşamı boyunca gençlere ve özellikle de onların eğitimine oldukça fazla kıymet vermiş bir liderdir. Bu nedenle gençlerin eğitimini geliştirici birçok projenin ve kurumun hayata geçirmesinde dolaylı ya da doğrudan rol oynamıştır. Onun bu düsturunu en iyi anlatan bakış açısı ise konuşmalarında sık sık dile getirdiği “Önce ahlak ve maneviyat” sloganıdır. Bu cümle sadece bir slogan olmaktan ötedir. Bu slogan aslında onun eğitim anlayışının kökenlerini anlamaya yönelik birçok detayı içinde barındırmaktadır. Onun bu söylevini incelediğimizde kötülüklerin ana sebebinin iyi eğitilmemiş bireyler olduğu görüşü hâkimdir. Ayrıca bu slogan başlığında detaylandırılmış, konuşmalarında refah ve huzur getiren her toplumun maneviyatla beslenmiş bireylerden oluşturulacağı öngörüsü belirgindir. Erbakan, bu nedenle manevi benlik eğitimin bir çıktısı olan “ahlaklı toplum yetiştirmenin” önemi üzerinde sık sık durmaktadır. Bu da manevi eğitimle mümkündür.

Erbakan’a göre manevi doygunluk maddi birçok nimetide beraberinde getirmektedir. Ancak o koşullarda manevi doyum ve eğitim alınacak alanlar çok kısırlaştırılmış ve ötekileştirilmiştir. O, bu eksikliği gidermeye yönelik çalışmalar yaparak bir çok kurum vakıf ve dernek açılmasına vesile olmuştur. Böylelikle gençler tabiri caizse kurda kuşa yem olacakken kendi benliklerini bulabilecekleri ortamlara kavuşmuşlaradır. Erbakan Hoca bu farkındalık ve ideal ile kurduğu dernekler vasıtasıyla özellikle Anadolu’da gençleri örgütleyerek onların boş vakit geçirerek şer ortamlara meyil etmelerini engellemiş, onlara yönelik özel ve sosyal bir ortam tasarlamıştır. Bu örgütleyişin içi oldukça doludur.

Öyle ki MGV, AGD gibi kuruluşlarda vakit geçiren gençler burada yapılan güncel içerikli toplantılarından, eğitim seminerlerinden, özel gün kutlamalarından beslenerek bilinçlenmekteydiler. Ayrıca gençlerin bu kuruluşlar bünyesinde gerçekleştirilen organizasyonların arge, planlama, uygulama, değerlendirme gibi aşamalarında yer alarak öz güven kazanmaları sağlanmaktaydı. Bu kurumlar sadece özek, başıboş bir şekilde yönetilmiyordu. Onun oluşturduğu sosyal teşkilatçılık modeli, karınca yuvasına benzer bir yapıda özellikle onun imzasının olduğu her kuruma uyarlanarak örgütlenmiştir.

Onun sistemini hazırladığı teşkilatçılık yapısında, toprağın derinliklerine kadar ulaşıp oradan tekrar yeryüzüne yayılan uzun, sayısız kıvrımlarla dolu, detaylı, aynı zamanda geliş gidişlerin olduğu, aksiyonlu bir yol çizilmektedir. Bu örgütlenme, genel merkezden mahalleye kadar uzanabilmiştir. Örgütlenmede gönderilmek istenen mesaj, genel merkez yoluyla bölgeye, bölge sorumluları ile il teşkilatına, oradan ilçe teşkilatına, oradan belde teşkilatına, oradan da mahalle teşkilatına kadar aktarılabilmektedir. Böylelikle mesaj ülke halkının ulaşabileceği en alt yönetim birimine kadar rahatlıkla gönderilmektedir.

Ancak Erbakan’ın örgütlediği teşkilat yapısının iletişim sürecine baktığımızda, mesaj sadece en alt birime ulaştırılarak bırakılmamaktadır. Aksine bundan sonrada çok planlı ve profesyonel bir süreç devam etmektedir. Burada iletişimi canlı tutan ve en can alıcı nokta olan hareket ise en alt hedef kitle olan mahalle bireylerinin geri bildirimlerini raporlayarak bir üst birime ulaştırılmasıdır. Bu koordineli etkileşimle üç el değiştirerek biriktikten sonra ilde toplanan raporlar, 81 ilde il başkanlarının katılımıyla, aylık toplantıda gündeme taşınmaktadır. Bu da iletişim sürecinde oldukça büyük öneme sahip olan tek yönlü iletişim sürecinin çift yönlü hâle dönüştürmesine neden olmuş ve daha sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesine zemin hazırlamıştır.

Yukarıda anlattığımız karınca yuvası modelinin özellikle gençleri hedef kitlesine alan bu kuruluşlara da giydirilmesi ile oldukça bereketli meyveler alınmasına neden olmuştur. Burada yapılan faaliyetlerde gençler her aşamada yer almaktaydı. Hiçbir şekilde kâr amacı gütmeyen bu kuruşlarda gençler, sadece kendi performansları ile başından sonuna kadar gönüllük yoluyla organizasyonu üsleniyor ve ustalıkla hedef kitlelere ulaştırılıyordu. Böylelikle yapılan halkla ilişkiler faaliyetleri daha da profesyonel uygulanabilmekteydi. Hatta öncülük ettikleri halkla ilişkiler çalışmalarının hayata geçirilmesini sağlayacak en önemli aşama olan etkinliğe fon sağlama kısmında dahi yer alıyorlardı. Gençler o bölgenin önemli kuruluşlarından yapacakları faaliyetleri desteklemeleri konusunda rol alarak ikna çalışmaları yapıyor böylelikle sponsor bulma aşamasında bile tecrübe kazanabiliyorlardı.

Tüm bu örgütlenmenin içinde kadınlar da paralel bir oluşumla faaliyet yapıyor veya etkinliğin kapsamına göre birlikte çalışıyorlardı. Bu ortamlar sadece ev yaşamından başka dünyası olmayan ve kabuğunu kıramayan kadınlara kendi değerlerinden ödün vermeden sosyal hayatta aktif olma fırsatı sağlayabilmesi nedeniyle bile oldukça kıymetli kazanımlarla doludur. Hatta tüm bu örgütleniş hâli nedeniyle Erbakan’ın Anadolu’ya profesyonel halkla ilişkiler öğretmiştir, diyebilmek mümkündür (Akbaş Demirkan, 2017). Çünkü buralarda yapılan çalışmalarla halka ilişkilerin temel dört aşaması olan araştırma, uygulama, planlama ve değerlendirme aşamalarının hepsi gerçekleştirilerek pekiştirilmiştir.

Tüm bu örgütleniş hâli nedeniyle Erbakan’ın Anadolu’ya profesyonel halkla ilişkiler öğretmiştir, diyebilmek mümkündür

(Akbaş Demirkan, 2017)

Erbakan’ın insan ve devlet anlayışında eğitimle çepeçevre sardığı bir başka kavram daha vardır o da millîlik kavramdır. Bireylerin millîlik kavramı ile donanımlanması bireyin çok yönlü inşası açısından oldukça önemlidir.

Bilindiği gibi Erbakan, 1969 yılında siyasi hayatına başlamıştır. Bu başlangıç çok bereketli ve çok yönlü sonuçlar doğurmuştur. O Türk siyasi tarihine 5 parti kazandırmış, yasaklamalardan dolayı siyasetten men edilse de gerek bu partiler içerisinde gerekse Türk siyasetinde söz sahibi olma yetisini asla kaybetmemiştir. Öyle ki çizdiği başarılı ve eğitici siyaset imajıyla Türk siyasetinde “Hoca”, dünya müslümanları ve kendi teşkilatında ise “Mücahit Erbakan” kelimeleri ile sembolleştirilmiştir.

Erbakan Hoca, siyasi hayatı şekillendirmenin yanı sıra, rakiplerine önemli bir detayla daha fark atarak birçok sivil toplum kuruluşunun ortaya çıkmasında öncülük etmiştir. ÖĞ-DER, MÜSİAD, MEMUR-SEN, HAK-İŞ gibi oluşumların kuruluşuna vesile olarak farklı iş sektörlerinin profesyonel çizgide seslerini duyurabilmesine zemin hazırlamıştır. Bu çok yönlü kuruluşların yanı sıra Millî Görüş kuruluşlarını organize edici bir üst kurul olan MİLKO adlı kuruluş dahi düşünülerek tasarlanmış ve hayata geçirilmiştir. Bu kuruluşlarla Türkiye siyasi tarihinde öyle kapsamlı bir örgütlenme olmuştur ki Mustafa Kurdaş’ın da yazısında (2016) dile getirdiği gibi “Bu ülkenin son yarım asrından Millî Görüş’ü çıkarsanız geriye bir şey kalmaz!” denilebilmektedir.

Yukarıda da üzerinde de durduğumuz noktaları toparlayacak olursak Erbakan’ın eğitim yaklaşımında bahsi geçen ahlak, maneviyat, somut çaba, millîlik, bedensel ve ruhu terbiye gibi her kavram, bireyin sıkı sıkıya tutunarak bütünleşmesi gereken kavramlardır (Boyraz E. Z, 2019). Kabul edilmelidir ki bireye dair her detayı içinde saklayan ve toplumların yaşatılmasında başat etkenlerden olan bu kavramları böylesi bir arada sıralamak oldukça özgün bir beyin yapısı gerektirmektedir.

Görüldüğü gibi tüm bu detaylarla ve daha niceleri ile Prof. Dr. Necmettin Erbakan, bir ömre bir çok şey sığdırabilmiş her çağda bulunamayacak kalitede ve yetenekte bir şahsiyettir. Ona ve onun gibilerine tüm insanlığın ihtiyacı vardır. Ve bereketli çalışmaları ile uzun yıllar güncelliğini yitirmeden konuşulacağı öngörülmektedir. 

Seçil Emine Akbaş DEMİRKAN

 

Kaynakça:
Akbaş Demirkan, E (2017) Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın İletişim Yönteminin Arşiv Kayıtlarından Yola Çıkarak Değerlendirilmesi
Akbaş Demirkan, E (2017) Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Zarif Devletçilik ve Üslup Anlayışı
Akbaş Demirkan, S.E. (Şubat 2017) Erdemli Millet Tasavvurunda Bir Gönüllü: Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Sebîlürreşad Dergisi.
Türk, N. Üstün, F. (1992) Bilinmeyen Yönleri ile Erbakan.
Tuna, I. (2012). Necmettin Erbakan’ın Siyasi Hayatının Türk Siyasi Tarihindeki Yeri ve Önemi, Yüksek lisans tezi
Boyraz E. Z (2019) Necmettin Erbakan’ın Eğitim Anlayışı, Akademisyen Kitabevi

  
50 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın